Fuat  Veziroğlu

Fuat Veziroğlu

HUKUK

08.03.2016 1239 kez okundu.

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

HUKUK MAKALESİ

Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar ile Ankara temsilcisi Erdem Gül’ün tutuklanmaları zaten başından beri bir hukuk cinayetiydi, bir temel hak ihlâliydi.

90 küsur gün haksız yere tutuklu kaldılar, sonra Anayasa Mahkemesi zaten açık ve malûm olan hak ihlâlini ilân edince kerhen ve mecburen serbest bırakıldılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu yargı kararı için “tanımıyorum ve uymuyorum” diyor. Oysa hem tanımak, hem uymak ve işine gelmese de saygı duymak zorundadır. Hiçbir demokratik ülkede hiçbir devlet başkanı böyle konuşamaz, konuşma hakkı da yoktur. Konuşursa o ülkede demokrasi de yoktur, hukuk da yoktur. Oysa Erdoğan’ın dilinden düşürmediği bir sözü vardır ve oda “ileri demokrasi”dir. Devlet başkanının hukuk ve yargıyla kavgalı olduğu bir ülkede ise ileri demokrasi değil geri demokrasi de bulunmaz, demokrasinin kırıntısı da olmaz.

Hukukla, yargıyla kavgalı olmak ya demokrasiyi ve hukuk devletini iptal etmiş diktatörlerin, ya da kursağında iptal özlemi taşıyan diktatör heveslilerinin işidir.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hukuk meselelerinde ayrıca müthiş bir çelişkiler girdabında kulaç atmaktadır. Yargı kararı işine geldiğinde, fakat bu kararın siyasal etki altında üretildiği iddiası yapıldığında Cumhurbaşkanı Erdoğan (başbakanlık döneminden beri) “bu bir yargı kararı, benle ilgisi yok” gerekçesine sığınmaktadır.

Bazan, meselâ Ergenekon kumpasında görüldüğü gibi “ben bu davanın savcısıyım” rolüne girmekte, temel hukuk kurallarını ayaklar altına almaktadır. Bazan “saygı duymuyorum ama uymak zorundayım” demektedir. Son örnek ise tam bir hukuksuzluk ve keyfilik örneğidir.

***

Erdoğan bir yandan yasama organına “toplanın, yeni bir anayasa yapın” demekte, diğer yandan ise mevcut anayasayı tanımadığı gibi muhtemel ve müstakbel bir anayasayı da tanımayacağının işaretlerini vermektedir.

Bu tavrıyla aslında kendi bindiği dalı da kesmekte, daha vahim olmak üzere kendi kazmakta olduğu kuyuya düşmenin raylarını da döşemektedir, çünkü…

Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan ve bu kararlara uymayan bir cumhurbaşkanı kendi resmi sıfatının, kendi konumunun ve kendi makamının meşruiyetini de tartışılır hale getirmektedir.

Sen anayasayı ve yargı kararını tanımazsan başkaları da senin cumhurbaşkanlığını tanımama hakkı elde etmiş olur. Anayasa ve Anayasa Mahkemesi yoksa, meşru bir cumhurbaşkanı da yok demektir, çünkü Anayasa Mahkemesi de, Cumhurbaşkanı da meşruiyetini aynı anayasadan iktisap etmektedir.

***

Bu arada Adalet Bakanı Bekir Bozdağ aklın almayacağı bir iddiada bulunmakta ve Can Dündar ile Erdem Gül’e ilişkin “hak ihlâli”ne hükmetmekle Anayasa Mahkemesi’nin anayasayı ihlâl ettiğini söylemektedir.

Hiçbir demokratik ülkede bir Adalet Bakanı’nın ağzından böyle b ir lâf çıkması olası değildir. Zaten Bekir Bozdağ’ın iddiası tamamen gerçek dışı olduğu gibi Anayasa Mahkemesi kararları da bizzat anayasaya göre bütün kişi ve kurumları bağlayıcıdır.

Bir Adalet Bakanı’nın böyle bir sav öne sürebilmesi için “hukuk başlangıcı” dersinden bile bihaber olması lâzımdır ve böyle bir dersten imtihana girmesi halinde sıfır çekeceği de aşikârdır.

Ben Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a hukuk diploması veren profesör olsaydım o diplomayı geri alırdım.

Makeleyi Paylaş:

MAKALE YORUMLARI

    Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır....

MAKALEYE YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.